|
Geri |
Gönder |
Yazdır |
 |
 |
|
AİLE VE ÇEVRENİN ÖNEMİ
AİLE EĞİTİMİ
PROGRAMI:
Aile eğitimi
programı fiziksel ya da zihinsel yönden akranlarından biraz
daha geride olan çocukların ailelerine yönelik olarak
programlanmıştır. Programda özel eğitimin ne olduğu ailelere
açıklanmakta , ailenin çocuğuna nasıl davranması gerektiği
konusunda yardımcı olunmakta, çocuğun uygun olmayan
davranışlar gösterdiği durumlarda ailenin neler yapabileceği
anlatılmakta, ailenin çocuğunun eğitimine yardımcı olmasını
sağlayacak önerilerde bulunulmaktadır. Bu sayılan konularla
birlikte aile eğitim programında ailelerin yaşadığı
sorunlar (bunlar çocukla, diğer aile bireyleriyle yada
çevreyle ilgili olabilir) dinlenmekte ve ailelere bu
sorunları çözebilmeleri için önerilerde bulunulmaktadır.
EĞİTİMDE AİLE VE
ÇEVRENİN ETKİSİ:
.
BM-Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) gelişmekte olan ülkelerdeki
nüfusun %12’sinin engelli bireylerden olduğunu öngören
tahminleri doğrultusunda; bugün ülkemizde değişik yaş ve
engel gruplarında yaklaşık 6-7 milyon engelli birey yaşadığı
tahmin edilmektedir.
. Yine
ülkemizde, bir engellinin aile bireyleri sayısını üç kişi
olarak kabul ettiğimizde, engellinin yaşam zorluklarını
(sağlık, rehabilitasyon, eğitim, iş edinme, çevresel
engeller v.b) kendisiyle birlikte yaşayan ve bunlardan
etkilenen aile içinde iki bireyin daha var olduğunu kabul
etmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla yaklaşık 6-7 milyon
engelli sayısı ortalama alındığında, hizmet götürülmesi
gereken engelli ve aile birey sayısı toplam olarak 20
milyonu aşmaktadır.
. Aile
engelli çocuğun / bireyin sağlıklı gelişimi ve onun özel
konumuna uygun ortamı hazırlamak zorundadır.
. Aile
eğitimine mümkün olduğu kadar erken başlanmalıdır. Başka bir
deyişle; ailenin engelli çocuğa sahip olduğu ve/veya
engelinin saptandığı andan itibaren aile eğitimine
başlanmalıdır.
.
Çocuğun gelişiminin ilk yılları, gelecekteki gelişimi için
de temel kabul edildiğinde, bu dönem boyunca çocuğun temel
ilişkisi anne ve babasıyla olmaktadır.
.
Hiçbir uzman çocuğun belirli bir potansiyele ulaşmasında,
gerçekçi bir çevre düzenlemede ve güdülemede anne/babanın
yerini alamamaktadır.
.
Anne/Babalar çocuklar için en fazla “pekiştirici”
kişilerdir. Ve çocuklar kendi anne/babalarına diğer
bireylerden daha fazla tepki vermektedirler.
.
Çünkü anne/baba ve çocuk arasındaki ilişkinin sıklığı,
yoğunluğu ve süresi başkalarıyla kurulan ilişkiden daha
fazla olduğu için doğal olarak da daha fazla etkilidir
. Bu
bakımdan anne/babaların çocuklarına uygun model olmaları
önem kazanmaktadır.
.
Engelli çocuk yada yetişkin yurttaşlarımız günlük yaşama,
kent yaşamına ve toplumsal yaşama çok sınırlı ölçüde
katılabilmektedir.
.
Engelli yurttaşlarımızın eğitimden sağlığa, iş ve mesleki
rehabilitasyondan, kültür ve sanata, spor ve kent
standartlarının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik ve
sosyal desteğe, bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden
gerektiğinden sürekli bakıma kadar çok ciddi ve çözüm
bekleyen sorunları bulunmaktadır.
.
Engelli bireylerimiz eğitim başta olmak üzere istihdam,
sosyal güvenlik, toplumsal yaşama katılım gibi konularda
büyük zorluklarla karşılaşmaktadırlar.
.
“HERKES İÇİN TEK TOPLUM” ilkesinden hareketle, engelli
bireylerin de toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğu
gerçeği unutulmamalıdır.
.
Engellilere sunulan hizmetlerin verimli olabilmesi için
içinde yaşadığı aile bireylerinin de eğitilmesi gerekir.
. Özel eğitime
muhtaç çocuğun ailesinin eğitim dışı bırakılması sözü edilen
“özel eğitimi” sıradan, herhangi bir etkinlikten
öteye götürmez.
. Çünkü; çocuğun /
bireyin gelişmesinde; istenilen davranışların,
alışkanlıkların ve tutumların iyileştirilmesinde en etkili
çevre aile çevresidir.
. Engellilik,
sadece engelli insanın kendisi için değil, aynı zamanda aile
ve çevresi, yakınları ve komşuları için de önemlidir.
.
Ülkemizde ve dünyada rehabilitasyon ve destek hizmeti veren
merkezler, genellikle büyük yerleşim alanlarında, küçük
engel gruplarına hizmet vermektedir. Engelli bireylerimizin
büyük çoğunluğu sadece aile desteği ile zorluklarla devam
eden hayata uyum sağlamaya çalışmaktadır.
. Engelli insanın kişilik gelişimi,
yetenekleri oranında topluma katkıda bulunabilmesi; onu
anlayışla kabul eden, destekleyen aile ortamı ve sosyal
çevrenin varlığına bağlıdır. |