|
Geri |
Gönder |
Yazdır |
 |
 |
|
MOTOR GELİŞİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Gelişim ,çevresel ve
kalıtsal etmenler tarafından yaşamın üç döneminde de
etkilenebilmektedir.Doğum öncesinde sağlıklı olarak gelişen
bebeğin ,doğum sürecinde oksijensiz kalma ya da doğum
sonrası kaza ve zehirlenmeler sonucu gelişim süreci
bozulabilir.
Motor gelişimi etkileyen
faktörler 3 ana gurupta incelenebilir;
DOĞUM ÖNCESİ ETMENLER
1-Gebelikte
beslenme: Gebelik öncesi beslenme biçiminin gebelik
süresindeki beslenmeden daha önemli olduğunu gösteren
yayınlar vardır. Ancak yapılan araştırmalar beyin gelişimi
açısından kritik dönemde sınırlı proteinle beslenen
gebelerin önemli derecede azalmış beyin hücrelerine sahip
bebek dünyaya getirdiklerini ortaya koymaktadır. Böyle bir
durum , geri dönülmez bir hasar olarak çocuğun tüm yaşamını
etkilemektedir.
Araştırmalar ,doğum
öncesi beslenmenin ,genleri kopyalama ve hücre bölünmesi
sırasındaki çalışmasını da etkileyebileceğini
göstermektedir.
2-Gebelikte
kullanılan ilaçlar: İlaçların çocuk üzerinde nasıl
bir etkiye sahip olduğu şu faktörlere bağlıdır
*İlacın dozajı
*İlacı kullanma süresi
*Fetüsün kalıtsal eğilimi
*İlacın gebeliğin hangi
döneminde alındığı
*İlacın etkisini
arttıracak diğer maddelerin varlığı
*Bu faktörlerin
karşılıklı etkileşimi
3- Alkol:
Gebelikte fazla alkol kullanımı, bebeklerde zihinsel
,fiziksel ve davranış anomalilerine neden olmaktadır.Buna
“Fötal alkol sendromu” denmektedir. Bu sendrom alkolik
kadınların %30-40’ının çocuklarında görülmektedir. Bu
çocuklarda neonatal(yeni doğan) dönemde uyarılara normal
yanıt eksikliği, titremeler ve emme bozukluğu gözlenir. Gebe
kadınlarda alkol için güvenli bir eşik düzey
bilinmemektedir. Bu nedenle çoğu bilim adamı gebelik
süresince alkol kullanımının tamamen yasaklanması
görüşündedir.
Alkol kullanımından ciddi
biçimde etkilenen bebeklerde şu belirtiler görülmektedir.
-Doğum öncesi ve sonrası
büyüme yetersizlikleri
-Yüzde düzensizlikler,
küçük baş, kalp ,eklem kol ve bacak kusurları
-Zihinsel gerilik
4-Gebelikte
geçirilen enfeksiyon hastalıklar: U.S.A da 1964-1965
yıllarında salgın olan kızamıkçık (Rubella) dan sonra,
bebeklerin çoğu sağır, kör, zihinsel engelli ya da kalp
bozukluklarıyla doğmuştur. Bu nedenle hamilelik döneminde
geçirilen enfeksiyöz hastalıklar risk faktörü olarak
görülmektedir.
5-Gebelik
toksemisi: Gebeliğin hem ikinci hem de üçüncü
trimestrinde (trimestr:Gebelikteki 3 aylık döneme verilen
addır gebelik birinci ,ikinci ve üçüncü trimestr olmak üzere
üç dönemde incelenir.) görülebilir. İki türü vardır;
Preeklamsi:
Hastada kan basıncının yükselmesi ,ayak ve ayak
bileklerinde, göz kapaklarında ödem görülmesi hastalığın
belirtileridir. Bulanık görme kulaklarda uğultu,çınlama,baş
ağrısı, şiddetli bulantı ve kusma hastanın başlıca
yakınmaları arasındadır. Bedende su ve tuz tutulumu
nedeniyle ,hastanın beden ağırlığı normalden çok fazladır.
Hasta hemen tedaviye alınmalı tansiyon kontrol altına
alınmalıdır. Tedavinin yeterli olmadığı durumlarda
plesantanın ayrılması sonucu fötüs ölür.
Eklampsi:
Preeklamspsi deki belirtilerin yanında ayrıca konvülziyonlar
görülür. Fötüs ölebilir. Hasta kesinlikle hastaneye
yatırılmalıdır.Gerekirse anneyi kurtarmak için sezaryen ile
doğum yaptırılır. Hastanın protein kaybını önlemek için
yüksek proteinli diyet uygulanmalıdır.
6- Kan uyuşmazlığı:
Anne Rh(-) , baba Rh(+) ise fötüsün kanı Rh(+)
olabilmektedir. Normal olarak annenin kanı ve fötüsün kanı
birbirine karışmamakta ancak kılcal damarlardaki küçük
çatlaklar karışıma yol açabilmektedir. Annenin kanı Rh(+)
faktörü yabancı bir madde gibi algılayarak yok etmek için
antikorlar üretmekte , antikorlar fötüse kan taşınmasında
çok önemli olan kırmızı kan hücrelerine saldırmaktadır.Bunun
sonucunda fötüs ölebilir ya da kansızlık,şiddetli sarılık ve
ödem meydana gelmektedir.
7- Annenin duygusal
durumu : Anne ve fötüsün sinir sistemleri bağlantılı
değilse de annenin duygularının fötüsü etkilediği
düşünülmektedir. Anne kaygı yaşadığında kan dolaşımına
çeşitli maddeler salgılanmaktadır. Bu maddeler plasentadan
geçerek fötüse ulaşmaktadır. Bu nedenlerle gebelik
sırasında uzun süreli stres durumlarının bebekte düşük doğum
ağırlığı ve sindirim sorunlarına neden olduğu bilinmektedir.
8-Annenin yaşı:
Annenin yaşı ,döllenmeyi, embriyonun oluşumunu, fötal büyüme
ve gelişimi ,doğum zamanını ve çocuğun bakımını etkiler. 20
yaşın altında ve 35 yaşın üzerinde gebe kalanlarda düşük
,ölü doğum, doğum kusurlarının yüzdesi daha yüksektir. 40
yaşın üzerinde ilk doğum söz konusuysa tehlike daha da
büyüktür.
Bir kadın
yumurtalıklarında sahip olacağı tüm yumurtalarla dünyaya
gelir. Bunlar yumurtlamada yer alıncaya kadar
yumurtalıklarda yıllarca bekler. Radyasyonla ya da her hangi
bir etken yolu ile hasara uğrayabilir. Diğer yandan erkekler
her gün yeni spermler üretirler.
9- Radyasyon:
Radyasyon ciddi doğum öncesi biçim bozukluğuna ve ölüme
neden olabilmektedir. İlk üç ay içerisinde alınan küçük doz
radyasyon bile ciddi derecede hasara neden olmaktadır.
10- Kalıtsal
faktörler: Bir spermin bir yumurta ile birleşmesiyle
gelişim süreci başlar. Yumurta ve sperm anne ve babanın
neden olduğu tüm kalıtsal materyalleri içeren 23’er adet
kromozom taşır. Bu nedenle kalıtsal faktörlerin risk
faktörlerinde önemli bir yeri vardır.
DOĞUM SÜRECİ
ETKENLERİ
Yeni doğanın doğum
travmasına karşı son derece dirençli olmasına ve dikkate
değer güce sahip bulunmasına karşılık bir komplikasyon zarar
görmesine neden olabilmektedir. Yetersiz oksijen ve bebeğin
başı üzerine beklenmedik bir basınç doğumun iki temel
komplikasyonunu oluşturmaktadır.
Bir çok araştırma oksijen
yetersizliğinin beyin hücrelerinin tahrip olmasına bağlı
beyin felcine, epilepsiye ya da zihinsel geriliğe yol
açtığını göstermektedir.
BEBEKLİK VE
ÇOCUKLUK DÖNEMİ ETKENLERİ
Motor gelişim süreci bir
çok biyolojik ve çevresel faktörlerden etkilenmektedir Okul
öncesi ya da ilkokul çağındaki bir çocuk bu faktörlerin
karşılıklı etkileşiminin bir ürünüdür.
1-Düşük doğum
ağırlıklı bebekler : Bir bebeğin normal doğum aralığı
yaklaşık olarak 3300gr dır. Gebelik süresi göz önüne
alınarak beklenen doğum kilosunun altıda ağırlığa sahip
olan bebekler “düşük doğum ağırlıklı” olarak
adlandırılmaktadır.
2-Erken doğan
bebekler: Ana rahminde geçirdikleri süreç göz önüne
alınarak beklenen doğum kilosunda ancak normal zamanından
önce (37 hafta ya da daha az) doğan bebekler “erken doğan
bebekler” olarak adlandırılmaktadır. Prematüre (erken doğan
bebekler) bebekler bazı fizyolojik özellikleri nedeniyle
risk altındadır.
Erken doğan bebeklerin
zamanında doğan bebeklere oranla daha çok öğrenim zorlukları
dil ve sosyal iletişim problemleri ve motor koordinasyon
yaşadıkları görülmektedir.
3-Gelişimin yönü:
Motor gelişim düzenli bir sıra izler. Baştan ayağa ve
merkezden dışa doğru bir gelişim izler. Kas kontrolünün
gelişimi baştan ayağa doğru olur.Örneğin; Fötal dönemde
önce başın formu oluşur. Ellerin formu ayaklardan önce
oluşur. Okul öncesi çocukların bacaklarını kullanma
becerisi kollarını ve ellerini kullanma becerisinden daha
düşük düzeydedir. Gelişimin ikinci yönü merkezden dışa doğru
olan gelişimdir. Örneğin el bileği , el ve parmaklardan daha
önce kontrol kazanır.
4- Kritik dönem
kavramı: İnsan yavrusunun oluşması sırasında her organ
,organ sistemi ve anatomik yapı belirli yönlerini sabit
zamanlarda geliştirirler. Eğer bu dönemde dışarıdan bir etki
olursa gelişim süreci bozulabilir.
5- Beden ölçüleri:
1-5 yaş çocuklarının hareket kapasitesini ve potansiyelini
beden yapısına, kas yapısına ve duruşa ait değişmeler
etkilemektedir.
6- Irk: Çeşitli
ırklarda ve toplumlardaki çocukların motor gelişmelerinde
bazı farklılıklar olduğu bilinmektedir.
7- Cinsiyet: Kız
çocukları dünyaya geldiklerinde erkek çocuklardan daha olgun
düzeydedir. Doğumdan sonrada 12-13 yaşına kadar daha hızlı
büyür ve olgunlaşır.
8- Anne –bebek
bağlılığı: Araştırmacılar bu bağlılığın doğumla birlikte
gelişmeye başladığını ve erken ayrılmanın başarısız
bağımlılık olduğunu göstermiştir.
9- Çocuk yetiştirme
yöntemleri: Hoşgörülü tutum çocuğun bağımsızlığını
destekleyerek fiziksel aktivitelere katılma fırsatı
sağlamaktadır. Aşırı koruyucu ve otoriter tutumlar ise
çocuğun hareketliliğini kısıtlar ve böyle bir ortamda
yetişen çocuk becerilerini geliştiremez.
|